coşkunu içinde taşı
defterini tanrı’ya sat…/ufal/büzül/düzül/üzül…
dünü yaşamak senin harcın değil.
göğe kaldırdığın kıçına yıldız tozları bulaşmış
buradan bakınca göremeyeceğin kesin!
(u ğ r a ş m a) yalancı tanıklık yaptın/ihanetin sadece yehova’ya mı? asla
……ilahlar histerikus istiyor….
…
aman açıkta bırakma kartları
yukarıdan görür onu pır pırlar… içimin pınarları kurudu/takviye kaynak bulmalı
bu kaçıncı göz?
alt
alta
koyduğunda
adları
çıkacak
zamanın da
sırları…
“aziz konstantin’in en boktan eylemi bu kenti kurmuş olması!
istavroz’u nereye kaçırdın helena?
bak,utanıyor orada asılı kalmaktan isa…”
bu zamana kadar kimleri dağladı alemdağ?
artık o güzel tereyağlar hep raflarda kalacak patron amca….
…
theatral yeteneğimi ne vakit keşfettim sanıyorsun:
dar alanda
uygun adımda
yutulan u’da…
aptallar şaşı bakar
daha aptallar da onlara bakar…/op. 3mm de karar kılmış yanılmış…
tanrı/yalvaçlarının adı uğruna
birilerinin arzusuna karşılık vermiş!
(meğer bildiğini yapmış)
…
bu
sezon
kimi oynuyorsun a g a t h a
kaç
ben var
senin
sınırlarında?
kımıldıyor midemde, alıktığım süpette carbonat tea!
kalkıp kussam mı acaba?
carconat tea’ yi içimde tutmaya karar verdim/saframa yazık
onları biriktirmeliyim/ o içimde şişmeli,şişmeli,şişmeli
sonra gelip biri o şişi şişlemeli
eli uz seri katilim olmalı:
R
A
D
R
E
S
gözleri parlamalı/bu işlerde deneyim esas!
“gökte ve yerde tüm yetki ona verildi
bu nedenle kutsal testise teslim olmalı…”
tanrının cehennemi hepimize yeter
…
atlantis’in yerinde yeller bile esmezken
bugün müphem sinyaller geldi/kadim günah çukurlarından
O’uz eller atlantis’in hünerine erişemez
uzayım gitgide daralıyor
phallusum da kıpırdanıyor…
(hayra mı alamet/şerre mi?
kim bilebilir bunu…
ben biliyorum
ama
söylemem…)
…
şaka maka
İyi oturttun konsepti…
KAHİN!
SEN CİDDEN TANRIYLA ŞEYTANIN HUDUT BOYUNDASIN
getirdiğin nedametler
kelime-i şehadetler kadar klişe!
buna ne muhammed inanır ne mephistopheles
666 kere otuz bir çeken
lucifer’in beynini ezer geçer
spermler buna yardım eder……………
e x t r e m
onu bir gün benimle basarsan şaşırma
sana antik condomlar hediye edeceğim
içine atarsın yaşlarını
u n g u a n t h e r i u m
intermezzo:
(kurşet olan kuşe kağıtlar
madikoli akşamlar)
yıkılmış mabette ain main yapılmaz
tütsü boşa yakılmaz…
uzay haindir,yakmalık sunuya doymaz…
ateşe attığın bedeninin yağlarını atlantis’e yay! o yağ ona eziyet etsin
kemiklerini kırıp kırıp/kara gözlere sapla…
iris israfı yeni israflara engel olsun
göz söz töz: d a i m o s a g a t h a
…
fısılda usulca
fısılda adını o adamın!
meleklerin kulakları iyi duyar, çaktırmadan çıkar sesini yukarıya…
amele karıncalar
enayiliklerinin karşılığını
ayak altında ezilmek suretiyle alırlar çoklukla
….
bu nem ölüleri bile boğar
extrem duyarga’nın kadim dostu şeytancıklar
angut angut bakmakla yetiniyor bu günlerde
bir A tanrının haramı
iki B şeytanın çıldırma noktası
yaşasın anti sosyal
kişilik bozuklukları
bu dünya canki’lerin sayesinde atlatacak belaları…
…
işimi bıraktım
çişimi yaptım
dişimi çektirdim
kişiliğimi pazara çıkardım…
er kişi satmadıkça kendini
anlayamaz gerçeği///
…
öldüğümde
tanrı
atlantis’in O’nurundan
başıma
taç yapacakmış
(bana öyle söyledi)
a l e v d e n t a c ı n l a
y a n g ı n l a r k e n t i n e i m p a r a t o r o l m a k
ç o k y a k ı ş a c a k s a n a
02/konstantinopolis
21 Ocak 2009 Çarşamba
Muzır Bızır
uzak mecra mecmualarına müptela
mazisi macera
atisi muamma
bir meczup muavininden kalma mısra!
karşıdaki tülün türküsü
hemcinsin üşümüş düşü
şehvetin karı
korkunun sağanağı
bedelsiz geçer
çitin öte yanını…
beş koşut kıkırdak doku
kıkırdayarak kırar kâhinin boynunu
ve başlar
istasyon çocuklarının “son konukluk”oyunu
hoyrat sarı
obsidien karası
ansıma hızı
şerit bağlantısı…
dörtlüğün simyası
antik çağ yerleşim haritası!
-olasılıkla dünde başlar yazgının çoğul liriği
bireşimin diyalektiğine denk düşer
vezüv dehşeti ve lanetli lut kavmi-
halet-i ruhiye
ilerlerken dehlizde
bu biçimde
başlar uzun gece prelüdü
derinden gizlice…
“nyx’in tabiyetinde
sinmişken bir köşeye
mağrur soluk alışverişlerinde
nöbetleşe örülen imge…
asimetrik iki yapıt dahil sadece
ucuzlaşan seremoniye!
çözümü güçleşen bilmece
bekler sessizce
metruk bellek inlerinde
…
sert bir satıh üzerinde
hocer biçiminde
vücut bulan elbise
satıh yüzeyiyle kontrast halinde
…
nikotine bulanmış atmosferde
onlarca cenaze
defin işlemlerini beklemekte
…
reprodüksiyonlarıyla teşrif eden kübist ibne
ağlamaklı gözlerle asılı durur yerinde”
yağlı rayların dibinde
indirilirken çubuklar mideye
anımsamanın kronik vehametiyle
bir ikonografi dolanır dillere
-saydam sarı ikonografisi-
saydamların hegemonyası…
yeşil ve sarı dramatizasyonları
anımsananlar…
anımsatan ekşinin bitmeyen etkisi
(neolitikten kalma bir gelenektir
yapılan bu seremoni)
…
uzaduyumlar hiyerarşisinde
mide bulandırıcı bir sinek
(sinek’in tabii hacmi mevzu bahis edilemez kanıtlanmıştır)
koskoca nemrut
niye tokmaklattı kafasını parçalanana dek?
(yerkürenin en alt katmanlarına dek sürdürdüğün çabanın hesabını veremezdin o salaklara…)
damlalarına sağladığın özgürlük
kazanılan sempati…
(hayat aslında rastlantılar bütünü)
damla
ve beyaz
ve sarı
ve yeşil
ve neutrum
paydasında artık onun
buldun mu?
buldun mu?
ay altı
yağlı ray gecelerinden
metropol tretuvarlarına düşünce birden
kadim düşüne tutunur yeniden
tam da bu zamanda ihtiyacı vardı kentin
bir damla ab-ı hayat’a
diyerekten
direterekten…
perukaların
sarmal tabiatından fışkıran taze kan…
testesterondaki devinim…
eritrosit
sperm
bireşimli sağanaklar
sağanakların düştüğü tropikal ormanlar…
pasın zımparası
kasın aslı düsturundan hareketle
günün içine
lime lime
düşen imgeler
(bundan böyle cürmün abandone edilimine tanıktır kutsal metinler)
muzır ama
en az bızır kadar
gereklidir bir ilişkide
der bilge
…
dize kendi içinde
iç içe geçmiş erotik bir bilmece
çözmek içinse
yeterlidir üç beş yeni kesişme
98/iconium
mazisi macera
atisi muamma
bir meczup muavininden kalma mısra!
karşıdaki tülün türküsü
hemcinsin üşümüş düşü
şehvetin karı
korkunun sağanağı
bedelsiz geçer
çitin öte yanını…
beş koşut kıkırdak doku
kıkırdayarak kırar kâhinin boynunu
ve başlar
istasyon çocuklarının “son konukluk”oyunu
hoyrat sarı
obsidien karası
ansıma hızı
şerit bağlantısı…
dörtlüğün simyası
antik çağ yerleşim haritası!
-olasılıkla dünde başlar yazgının çoğul liriği
bireşimin diyalektiğine denk düşer
vezüv dehşeti ve lanetli lut kavmi-
halet-i ruhiye
ilerlerken dehlizde
bu biçimde
başlar uzun gece prelüdü
derinden gizlice…
“nyx’in tabiyetinde
sinmişken bir köşeye
mağrur soluk alışverişlerinde
nöbetleşe örülen imge…
asimetrik iki yapıt dahil sadece
ucuzlaşan seremoniye!
çözümü güçleşen bilmece
bekler sessizce
metruk bellek inlerinde
…
sert bir satıh üzerinde
hocer biçiminde
vücut bulan elbise
satıh yüzeyiyle kontrast halinde
…
nikotine bulanmış atmosferde
onlarca cenaze
defin işlemlerini beklemekte
…
reprodüksiyonlarıyla teşrif eden kübist ibne
ağlamaklı gözlerle asılı durur yerinde”
yağlı rayların dibinde
indirilirken çubuklar mideye
anımsamanın kronik vehametiyle
bir ikonografi dolanır dillere
-saydam sarı ikonografisi-
saydamların hegemonyası…
yeşil ve sarı dramatizasyonları
anımsananlar…
anımsatan ekşinin bitmeyen etkisi
(neolitikten kalma bir gelenektir
yapılan bu seremoni)
…
uzaduyumlar hiyerarşisinde
mide bulandırıcı bir sinek
(sinek’in tabii hacmi mevzu bahis edilemez kanıtlanmıştır)
koskoca nemrut
niye tokmaklattı kafasını parçalanana dek?
(yerkürenin en alt katmanlarına dek sürdürdüğün çabanın hesabını veremezdin o salaklara…)
damlalarına sağladığın özgürlük
kazanılan sempati…
(hayat aslında rastlantılar bütünü)
damla
ve beyaz
ve sarı
ve yeşil
ve neutrum
paydasında artık onun
buldun mu?
buldun mu?
ay altı
yağlı ray gecelerinden
metropol tretuvarlarına düşünce birden
kadim düşüne tutunur yeniden
tam da bu zamanda ihtiyacı vardı kentin
bir damla ab-ı hayat’a
diyerekten
direterekten…
perukaların
sarmal tabiatından fışkıran taze kan…
testesterondaki devinim…
eritrosit
sperm
bireşimli sağanaklar
sağanakların düştüğü tropikal ormanlar…
pasın zımparası
kasın aslı düsturundan hareketle
günün içine
lime lime
düşen imgeler
(bundan böyle cürmün abandone edilimine tanıktır kutsal metinler)
muzır ama
en az bızır kadar
gereklidir bir ilişkide
der bilge
…
dize kendi içinde
iç içe geçmiş erotik bir bilmece
çözmek içinse
yeterlidir üç beş yeni kesişme
98/iconium
Son Dua
İşte yüzün
Benim bilmediğim..
İşte elin
Her şeye delildir…
Bir akşamüstü
Yıkık duvarlarımda saatler çalar
İster bir otuz dakika daha mola..
Ey kalbim
Sakla kendini,
Sakla her barbar akın sonundan
Yeniksin
Eziksin ama,
Onurlusun bir o kadar da
Ey kalbim
Sakla kendini,
Sakla her barbar akın sonundan
İşte özün
Benim bilmediğim
İşte gözün
Her şeye delildir…
Benim bilmediğim..
İşte elin
Her şeye delildir…
Bir akşamüstü
Yıkık duvarlarımda saatler çalar
İster bir otuz dakika daha mola..
Ey kalbim
Sakla kendini,
Sakla her barbar akın sonundan
Yeniksin
Eziksin ama,
Onurlusun bir o kadar da
Ey kalbim
Sakla kendini,
Sakla her barbar akın sonundan
İşte özün
Benim bilmediğim
İşte gözün
Her şeye delildir…
23 Şubat 2008 Cumartesi
Geceler de Heceler
Mim
Sad
Te
Te
yıllar sonra
yollarım
isminin gizinde kesişmekte
Mim
Sad
Te
Fe
yıllar sonra
ellerim
ellerini hasretle birleştirmekte
Mim
Sad
Te
Fe
yıllar sonra
gövdem
gövdene biçimlenmekte
…
bilinmez
ne kadar sürer
bu uykusuz geceler
kayıtsız gündüzler hükmünde
bilinmez
ne kadar fayda verir
bu çarpıntılı nöbetler
hasta kalpler kentine
…
Mim
Sad
Te
Fe
heceleyerek geçtim bir sürgün zamanı
Mim
Sad
Te
Fe
zikrime kattım adından adımları
…
kanayan
bir
çekimdeyim
fiiller
ezberinde
ayan bir manayım
senden
mabedimde…
Mim
Sad
Te
Fe
imamesi
boşanmadan tespihimin
yedinci seferde
gel
göğsüme
kendinden
kalın
bir nefes üfle
07/nikomedeia
Sad
Te
Te
yıllar sonra
yollarım
isminin gizinde kesişmekte
Mim
Sad
Te
Fe
yıllar sonra
ellerim
ellerini hasretle birleştirmekte
Mim
Sad
Te
Fe
yıllar sonra
gövdem
gövdene biçimlenmekte
…
bilinmez
ne kadar sürer
bu uykusuz geceler
kayıtsız gündüzler hükmünde
bilinmez
ne kadar fayda verir
bu çarpıntılı nöbetler
hasta kalpler kentine
…
Mim
Sad
Te
Fe
heceleyerek geçtim bir sürgün zamanı
Mim
Sad
Te
Fe
zikrime kattım adından adımları
…
kanayan
bir
çekimdeyim
fiiller
ezberinde
ayan bir manayım
senden
mabedimde…
Mim
Sad
Te
Fe
imamesi
boşanmadan tespihimin
yedinci seferde
gel
göğsüme
kendinden
kalın
bir nefes üfle
07/nikomedeia
ANkara Ohep KARA
silinmez
yılların
izi
bir
kadeh
şarapla
ödenmez
hesapları
bir çırpıda
kazınmışsa
adı aşkın
sarı sayfalara
eski
şarkılar
ansızın
kulağa çalınan
yılları yolları birbirine katan
eski
sızılar
geçilmiş sanılan
keyfi kedere katan
…
işte
bu sebeptir
yıllar sonra adından
uzun
bir
cümle yaptıran
…
kimse dokunmasın bize bu akşam
yarım kalmış heyecanlarımız
dokunulmamış yanlarımız var
boşver çağırsın adını
boş duvarlar
harabe koğuşlar
ankara
ne kadar anar ki
göl başlarından…
bir defa
iki defa
bilemedin üç defa
sonra susar soluklar…
kim ağlar arkandan
duymadın
gelmedin
temizlenmedin
sonra diner yaşlar…
bilmezler
serde
neler
neler var…
bizden olmayanlara
-bu vakitten sonra-
söylenebilecek hangi sözler var?
…
yüzünde damlalarla seviştim
gözlerinde ruhuma şahadetler getirdim
gittim geldim
mor düğmende
tenimi
tenine teslim ettim
ve
tanrın oldum
şah damarına en yakın yerde
dökülmeden bahçelerde
karışayım diye
kanına
canına
sana ait olan
ne varsa…
kanında kalayım istedim
kanında akla
ruhumun kirlenmiş yanlarını istedim
…
galiba sen de aynı şeyi istedin…
…
Ondan
şimdi
sabahlarımız
feryat figan
ağıtları
uzun
akşamlarımız
bir doz
diyazem
saltanatı
sükun….
06/ankyra-nikomedeia
yılların
izi
bir
kadeh
şarapla
ödenmez
hesapları
bir çırpıda
kazınmışsa
adı aşkın
sarı sayfalara
eski
şarkılar
ansızın
kulağa çalınan
yılları yolları birbirine katan
eski
sızılar
geçilmiş sanılan
keyfi kedere katan
…
işte
bu sebeptir
yıllar sonra adından
uzun
bir
cümle yaptıran
…
kimse dokunmasın bize bu akşam
yarım kalmış heyecanlarımız
dokunulmamış yanlarımız var
boşver çağırsın adını
boş duvarlar
harabe koğuşlar
ankara
ne kadar anar ki
göl başlarından…
bir defa
iki defa
bilemedin üç defa
sonra susar soluklar…
kim ağlar arkandan
duymadın
gelmedin
temizlenmedin
sonra diner yaşlar…
bilmezler
serde
neler
neler var…
bizden olmayanlara
-bu vakitten sonra-
söylenebilecek hangi sözler var?
…
yüzünde damlalarla seviştim
gözlerinde ruhuma şahadetler getirdim
gittim geldim
mor düğmende
tenimi
tenine teslim ettim
ve
tanrın oldum
şah damarına en yakın yerde
dökülmeden bahçelerde
karışayım diye
kanına
canına
sana ait olan
ne varsa…
kanında kalayım istedim
kanında akla
ruhumun kirlenmiş yanlarını istedim
…
galiba sen de aynı şeyi istedin…
…
Ondan
şimdi
sabahlarımız
feryat figan
ağıtları
uzun
akşamlarımız
bir doz
diyazem
saltanatı
sükun….
06/ankyra-nikomedeia
Er Olmuş Kuğular
haki kondom giyinmiş
yürüyor -uygun adım- oğullar…
sağ ile sol’un biteviyesinde
postallar arasına sıkışan
ne milliyetçiliğin onuru
ne bayrağın gururu
ne de adada oturan boğanın
gecikmiş boynu
…
manti
laço
lubunya…
artık hepsi
kuyruğun kıvrımında çırpınan bir kuğu!
K
sevgili duyarga!
kandilli nektarlı buhurlu metinler yazamayacağım ama
umarım en az diğerleri kadar usunu ve yüreğini titreten sesler sunarım mecrana…
…
iconium’da başlayan
bol raylı
raytan’lı gecelerden
“ateşte açan çiçekler”e seyrini tutuyorum soluğumun…
ankyra’nın mağrur duruşunu
bir kere daha rüyalarıma taşıyorum
unuttuklarımı anımsamak
lanetlerimi kutsamak
çoklukta yokluğu
yoklukta engin varoluşu duyumsamak
ruhumun meşgul olduğu başlıca konu
yarattığım mitoslar suyunu çekene kadar
rölantide de olsa
sürdüreceğim imzamın eskortluğunu
I-
yeni adlar kattım
gecenin ve meleğin alayına
unuttuğum(!) dünü ansıtan her şeyi bir bir çıkardım…
koca bakışlarla
frontal duruşlardı ya hani
ardıma alıp fotoğrafını çektiğim
yine aynı şeyi yaptım
yine aynı şeyi yaptım
daralmış uzam
sırtlanmış zaman
hakiye bulanmış sanrılı sevda
…
çekip alındı içimden
saydam sarı kabarcıklar
esrik yaşlar…
artık,çarmıha çivilediğim mesihimin ikonasına
iman tahtası kırık gövdelerin
nefti gözleri bakar
extrem duyarga’
lucifer’in kara kızı
şimdi takvim bilmediğimiz mevsimleri
hesapsız vakitleri yazar
II-
buhuru tenimizden yayılan
nektarı makinelerden kotarılan
kandili (vasati 40 çöp)kutulardan sağlanan
gece oturumlarında
yeni bir masala tanıklık eder beş yüz er
III-
pırpırları takıp uçmadan önce
takındığımız nefti bakışla
bir ki üç
bir ki üç
sol
sol
sol sağ
flama tüfek omza
uygun adım marş!
yorgunu dokunuşlarda…
IV-
hatırımdan çıkmayan
saydam sarı sevdalara
eklemledim er olmuş kuğular tiradını…
yarım ezber repliklere
uzun mesai suflörler tuttum
(hiç biri yapamadı elbet görevini)
ucuz megalomani
görmediğimiz şey değildi
ama örnekleri
bir daha geldi
bir daha geldi
güldürdü dünün delişmen gencini
zaman geçiyor
konukluk bitiyor
(kâhin, kehanetlerini sıralamaktan bitap
sadece göz gezdiriyor ve önemsemiyor)
extrem…
otuz üçüncü günündeyim k’nın
dar alanda uzun uygun adımlar
emirler
komutlar
selamlar…
ne olympos’un bol tahtlı tanrılı etekleri
ne nektarın kızıl huzmesi
ne üstadın liriği
ne syrinks’in,hidraulis’in kutsal esintisi
…
yavaş yavaş
kanıksıyorum sıkıntıyı
(yine de bir umut
kithara’dan yükselmekte rodrigo’nun tınısı)
katları açılmış
çokgenleştirilmiş
mektup zarflarına bırakıyor kahin
kehanet satırlarını
e
x
t
r
e
m
duyarganın
dost kapısına
bırakılmak üzere beyaz düşler saklıyor
kara mürekkeplere sardığı
(er olmuş kuğular gölünde kara kithara tınıları)
ham kalmış yerler var
hiçbir ateşin pişiremediği
ve görülmemiş yerler var
tapkısız tanrılar cenneti
“hizaya giren er tanrı düşkünü iyi cin daimos agahta
ileri bakan ama göremeyen olympos’tan sürgün
paianları rhapsodosları unutulmuş ozan
iyi cin daimos agahta
ezberi tümceler hiç literatürüne girmeyen
attığı adım hekatompedona benzemeyen
iyi cin
aplikasyon hatası
yaralı fresk yanık ikon
daimos agahta”
kuşandığın bilgi
tozlu raflara tıkıldı
sozcüklerin ateşi söndü
gözlerin döndü…
extrem dünya
extrem duyarga
tanrının ruhunu üflediği sokaklar
tanrı çocuklarının sarıp sarmalandığı konutlar
nektarın kızılı
tütsünün dumanı
rüyalarda bile kalmadı
bir
ki
üç
gel
git
kalk
yat
…
sayıklamalarımızın temel jargonları
iconium’da başlayan
açık ara mesafelerde süren
uzaduyumlarla beslenen
şarapla soğuyan
dumanla ısınan
bir dostluk bıraktı sana daimos agahta!
…
strategler kaynatan
koca kazandan
ares’e ithaf edilmiş buhurlar yükseltiyoruz
ulu olymposa
mecburiyetten
bu göl bizi boğar
bu gölde tüm yüzler solar
kararır ışıklar
pörsür gider ulu phalluslar
02/aizonai
Otuzbeşlik Zamanlar
kavgam
ve
sevdam…
sarı sayfalı mitologyalardan
paslı raylara uzanan yolda
Prologos:
I-
akşam alacasıyla birlikte
zuhur eder yüreklere geyik dürtüler
iconium zikre hazırlanır tekkelerde
allah-u ekber
allah-u ekber…
bir oğlan
sıklaşan adımlarıyla geçer bilinmezler dehlizinden
II-
diademli serler
entelektüel söylemler
derin(!) perspektifler
(tanrının evinde düzüşür
aurora’nın kucağından düşen tümcelerle
tinden yükselen melodiler)
İconiumlu:
tütün
tütsü
kandil
şarap
ve yine “kadim dost”gece
(anıştırıcı olsun diyedir odayı dolduran nevale)
merhaba
karşınızda işte
kehanetlerden arta kalan biçare harabe
Birinci fondip:
ucundan tutuyordu gecenin
ürkekti…
gitmek mi
kalmak mı istediği bilemiyorduk
oysa ihtiyacımız vardı ona
“aşk amentüsü”nde yeri doldurulamaz
iki heceydi çünkü…
İkinci fondip:
proxima!
arapça menşeili bir adla yatıyordu kucak kucağa
bir ad da biz ekleyelim dedik
sonra bir işaret…
arkhaioslogos’lu demeçler rağbet görüyordu
“naif pezevenkler!
işte bu kadarsınız”demek geçiyordu içimizden
…
gülüyorduk
zaten biz o edepsiz gülmelerimizin hesabını vermiyor muyduk?
Üçüncü fondip:
(nicelikler-nitelikler)
kara bakışlı bir kadındı Fem
paradoksların tanrıçası
kısarak gözlerini
hep bir şeyler anlatırdı
(ta ki fason faziletler alayında ezilene dek)
Kybele!
o salt bedeniyle özdeş
o bir paravan
o sunulmuş özgürlükler uğrağı
Herakles!
bkz.
antik yunan miti
yükte ağır pahada hafif tanrılar bahsi
Anastole!
ah güzel iskender
biliyorsun sen benim gözümde
coming out’unu yapamamış
bir homoseksüelsin
Sinclear(ya da attis ya da priapos)!
bkz.
kaleler yıkan kahramanlar bahsi
ve
unutulmuş replik histerisi
…
…
her orgazmın akabinde
daha da hümanistleşir gökler
bu yüzden inen vahiyler
ilkin eromenosların derinine işler
VAHİY: suyun hükmü yitiyordu gitgide
Saydam sarılar ile gusül abdesti alıyordu müminler istasyon ikliminde
ten belasına
düşmüşken metropol tretuvarına
bir totem
yetişmiştir”kaotik oğlanlar”ın imdadına
sayrılı sanrıların
sarsıcı sancılarından
salındı
savrulan saçlarıyla
saydam sarı
sevdalar sağanağı
r a y t a n
KARA KEHANET: sevemem seni………çünkü önünde duran başka dünyalara adanmış sarkıtlar
Exodos:
İstasyon!
gecenin kanlı apış arası
düş(kün)lerin demir haritası…
bir mitos dile geldi o coğrafyada
o coğrafyada kotarıldı cümle geyik tını
Raytan!
gecenin koyu bakışlı delikanlısı
paslanmış inimin
koca başlı zımparası…
bir vagon konukluğunda
kırmıştı dilimin kilidini
teninin tütsülü kabartısı
…
kontrplak yatak
mukavva yorgan-omo’dan arta kalan-
bir yığın kırık saydam sarı
tanrıların tarlasından çalınmış
renk renk ambrosia
ve nektar makasçıdan armağan
…
şeytana uymanın sabırsızlığıyla
zaman kollayan oğullar
dem tutan rüzgâra aldırmadan
karışır toza toprağa
gidip gelen katar
boşaltır yükünü her on beş dakikada azar azar
Otuzbeşlik Zamanlar Liriği:
konar yine bir gece
yıldız dolu göklere
yıldızlar düşer
yağlı raylar üstüne
azalan kent ışıkları
donup kalan sokak lambası
makasçının bozuk lisanı
ve ürkek iconium oğlanları
otuzbeşlik zamanlarda
otuzbeş ayrı adımla
otuzbeş adımda
otuzbeş adam rüyasında
yaklaş o ışığa
Konukluğun sonunda:
koyulmuş buğu oturumlarında
munis gece tınılarıydı
mırıldandıklarımız…
beyazın parıltısı
dumanın raksı
ab-ı hayat tansığı
sırra mazhar nice ayrıntıdan
yalnızca bir kaçı
…
sonsuz selam onlara
mağrur duruşlarına
eşsiz hatıralarına…
bir zamanlar onlarla başlanırdı ilk yuduma
ilk çerağ
onlar adına verilirdi od’a
vaktin yüzü bunda da çıktı karaya
eritti tümünü
kuytu bakışlarda…
99-00/ iconium
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)